Search

AİLE ŞİRKETLERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARININ ANAHTARLARI

Türkiye ekonomisi içerisinde milli gelirin yaklaşık %90’ını üreten aile şirketleri, yakın ve orta vadede uluslararası en iyi uygulamalar doğrultusunda yapılandırıldığında ve nesiller arası geçişler doğru ve başarılı bir biçimde yönetildiğinde, ülkemiz ekonomisinin geleceği için önemli fırsatlar sunuyor.


Aile şirketlerinde yeniden yapılanma ve kurumsal dönüşüm sürecinin doğru yönetilmemesi uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olabilir. Aynı aileden iki veya daha fazla kişi aynı şirketin çeşitli kademelerinde görev alıyor ve şirketin çoğunluk hissesi bir veya daha fazla aile üyesi tarafından elde tutuluyor ise bu işletme aile işletmesi olarak adlandırılmaktadır. Şirketin gerek hisseleri gerekse yönetimi ikinci nesle geçtiğinde, tek kişinin sahip olduğu firmaların da bir aile şirketi haline geleceği düşünülebilir.


Ülkemizdeki aile şirketleri hakkında bazı veriler, aile şirketlerinin sürdürülebilir başarısının ülkemiz açısından önemini daha çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Aile şirketlerinin %52’si üretim, %16’sı inşaat ve emlak geliştirme, %6’sı ise tüketici ürünleri gibi ülke ekonomisinin belkemiği sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Bu işletmelerin yaklaşık %40’ı 1950-1980 yılları arasında, %46’sı ise 1981-2000 yılları arasında kurulmuş firmalardan oluşmaktadır. Türkiye aile işletmelerinin %38’inin birinci, %47’sinin ikinci, %13’ünün üçüncü ve uluslararası istatistiklere benzer olarak sadece %2’sinin dördüncü ve daha sonraki nesillerden aile bireylerine ait olduğu çeşitli kaynaklarda ifade edilmektedir. Aile şirketlerinin ortalama ömrünün 25-30 yıl olduğu göz önüne alındığında, ülkemizdeki aile şirketlerinin yakın gelecekte nesiller arası yönetim ve sahiplik geçiş süreçlerinin daha yoğun olarak gerçekleşeceğini söylemek mümkündür. Ayrıca aile üyeleri arasındaki ihtilafların ve ölümler gibi istem dışı ayrılmaların, bu geçişleri hızlandırdığı da gözden kaçırılmamalıdır.


Ülkemizin çok değerli aile şirketlerinin çeşitli kademelerinde görev yapan aile üyeleri ile yaptığımız eğitim ve danışmanlıkçalışmalarında, onların penceresinden firmalarının güçlü ve zayıf yönlerini, geleceğe dair plan ve beklentilerini, firmalarında geliştirilmesi gereken noktaları ve diğer aile şirketlerine yönelik tavsiyelerini konuştuk. Çeşitli sektörlerden ve kurumsallaşma sürecinin farklı olgunluk aşamalarında olan görüştüğümüz şirketlerin aile üyesi yöneticilerinin vurguladığı benzer noktaları incelediğimizde, günümüzde ülkemizin aile şirketlerinin güçlü yönleri ve geliştirilmesi gereken ana başlıkları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:


Aile şirketlerinin avantajları:

Aile şirketlerinin hızlı karar alabilmeleri, aile değerleri etrafında kenetlenmiş başarıya odaklı bir ekibe ve üst seviyede çalışan bağlılığına sahip olmaları ve ailenin, şirketi kendi aile itibarları ile özdeşleştirerek şirketin başarısını özel hayatlarının dahi önünde tutması, başarıyı ve büyümeyi de birlikte getirmektedir.

Aile şirketleri kurumsallaşmaya çalışırken, kurumsallaşmış dünya devi şirketlerin dünyaya “biz bir aileyiz” mesajı veriyor olması, aile şirketlerinin doğru yönetildiğinde diğer firmalara göre daha güçlü olabileceğini göstermektedir.


Aile ve şirket ilişkileri ve çatışma yönetimi:

Nesiller arası geçişlerin yönetimi, ailenin kalabalıklaşması ile yetki ve görev dağılımı, aile büyüğünün yönetimi devretmesi ile ortaya çıkabilecek sorunlar, aile üyelerinin gündeminde olmaya devam etmektedir. Halefiyet planı, aile anayasası, nepotizmi (kayırmacılığı) önlemek için gerekli prensiplerin yazılı hale getirilmesi, hissedarlık sözleşmelerinin düzenlenmesi gibi gerekli kurumsallaşma adımlarının atılmasının önemi konusunda farkındalık seviyesi yüksek olmasına rağmen, bu alanda aksiyon alan firma sayısının az olduğu söylenebilir. Finansal yapı ve iç kontrol ortamının yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan dezavantajlar: Günümüzde gelişen teknoloji ile artan kıyasıya rekabet ortamında hızlı ve güvenilir bilgiye ulaşmak, doğru kararları zamanında almak, maliyetleri doğru yönetmek için güvenilir bir raporlama altyapısına aile şirketleri de ihtiyaç duyuyor. Uluslararası finans piyasalarında daha ucuz finansman kaynaklarına ulaşabilmek için güvenilir, zamanında üretilmiş, karşılaştırabilir finansal verilerle finans kuruluşları ile iletişime geçmek, aynı zamanda finansman maliyetlerini düşürmekte kullanılabilecek alternatif finansman olanaklarını artırıyor. Finans kuruluşlarının ise kendi risk analizleri için şeffaf, denetlenebilir bir ortamda üretilen finansal veriye daha fazla itibar ettikleri söylenebilir.


Aile şirketlerinin finansal raporlama altyapısının dönüşümü, iç denetim fonksiyonunun tesis edilmesi ve iç kontrol ortamının iyileştirilmesi kurumsallaşmada önemli bir adımdır. Liderlik ve güçlü insan kaynağına ulaşmada ve bünyede tutmada çekilen zorluklar: Genellikle hızlı büyüme sonucunda firmanın “beyin takımı”nın beden kadar hızlı büyüyememesi; profesyonelleşememeden ve kurumsallaşamamadan kaynaklanan sorunlar nedeniyle profesyonellerin firmada ömrünün kısa olması, profesyonelleşmede doğru yöneticinin seçiminde yapılan hatalar sonucu kaynakların boşa harcanması, aile şirketlerinin kaliteli insan kaynağı ihtiyaçlarındaki eksikliğe işaret etmektedir.

Markalaşamama:

Pazar sayısız benzer ürün ve hizmetlerle tüketiciye çok fazla sayıda ve internet aracılığı ile kolay ulaşılabilir seçenekler sundukça, şirketlerin kendilerini farklılaştıracak ve tercih edilmelerini sağlayacak en önemli unsur marka olarak karşımıza çıkıyor. Aile şirketlerinin marka değerlerini geliştirme ve koruma üzerine yatırım yapması ulusal ve daha çok uluslararası piyasalarda var olmanın olmazsa olmazı.


İnovasyon ve rekabete uyum sağlayamama:

Günümüzün gelişen teknoloji ortamında teknolojiyi iyi kullanan ülkelerin işçilik maliyetleri yüksek olmasına rağmen, bu ülkelerde faaliyet gösteren şirketlerin daha rekabetçi fiyatlarla üretim yapabildiğini, tüketicinin ihtiyaçlarını öngörerek inovatif ürün ve hizmet üreten firmaların rekabette öne çıktıklarını gözlemlemekteyiz.


Nesiller boyu var olabilen aile şirketlerinin ise geleneksel yapıları ve karar alma mekanizmaları içerisinde inovatif oldukları ve günümüz rekabet ortamına uyum sağlamak için teknolojiyi daha iyi kullandıkları görülmektedir.



4 views0 comments

Recent Posts

See All